Üzerimde anlam veremediğim bir baş ağrısıyla bugün bir hayli erken kalktım. Buna rağmen gün, normal seyrinde gidecek gibi görünüyordu. Yalnızca, geçen bir iki günden kalan bitiremediğim işlerimi telafi etmek zorunda hissediyordum kendimi. Her ne kadar başım buna karşı çıksa da masama oturdum. Aklım karışmasın diye hiçbir haber okuma niyetinde değildim ve öyle de yaptım. Yine aynı şeylerin farklı şekilde yazılmasından öte görebileceğim bir şey yokmuş gibi görünüyordu. Bir hap attım. Uzunca bir süre çalıştığım makaleyle ilgili bir şeyler okumaya koyuldum. Ancak başımın ağrısı beni gerçekten rahatsız etmeye başlamıştı. Gece yatağımda uzanıp da sabaha kadar uyumamış gibi hissediyordum masamda kendimi. Daha fazla dayanamadım ve haber kaynaklarına ulaşmaya çalışırken en yakın arkadaşımın paylaştığı iki videoyu izledim. İlki ‘sayın’ başbakanımızın konuşmalarından bir potpuri, ikincisi de bugünlere nasıl ve kimler sayesinde gelebildiğimizi anlatan anlamı uzun, kendisi kısa bir video. Sonra önümdeki her şeyi kapattım. Bizi düşündüğünü söyleyen insanlar aklıma geldi, sözde bilirkişiler.. Oysa bir şeyler düşünmek başka, insanın aklına rastgele bir takım kelimelerin gelmesi başkaydı. Rahatsız oldum, ve uykumu bir şekilde alabildiğimi düşündüğüm halde neden başımın bu kadar ağrıdığını anladım… Tarihsel akşamdan kalmalar için aspirin yoktu…







