Ekonomik gidişatta bir umudumuz tarım kalmıştı derken yer gök çalkalanıyor genetiği oynanmış tarım ürünleri…
Bir bravo yükseldi içimden şöyle yedi devleti erkana bir bravo dedim…
Milletimin ne me lazım herçesit hayvanın gribini hastalığını geçirirken üstüne genetiği değiştirilmiş bitkiler eksikti diyorduk ki; onlar da geldi soframıza tam olduk…
Artık kimseyle tokalaşamıyoruz, kendi öz babannem biricik torunlarına: “Aman kızım grip var virüs var yaklaşmayın” diyor, öptürmüyor… herkes de bir psikolojik rahatsızlık başladı sürekli el yıkamalar kimseye dokunmamalar öpmekten kaçınmalar kapılarının kollarını kıyafetleri uzatmak suretiyle açmak ,psikopat derecesinde hapşıranlara tuhaf tuhaf domuz gribi teşhisi koymak. Domuz gribi savaşları yapmak…ve nerdeyse virüs bulaşacak diye sevişmemek vs.vs…
Üzerine aşı geldi yararlı mı zarar lı mı derken, aşının büyüsü bozuldu yan etkileri ortaya çıkmaya başladı, üzerine başbakan aşı olmayacağım dedi..
Halk kararsız kaldı ne yapacağını bilemedi üzerine bu canavar tohumlar çıkınca da bana yazacak çok konu çıktı…
Bu tür konulara her zaman şüpheli yaklaşmışımdır ve bu yaklaşımlarımı da onaylayacak çok sayıda delil toplanmıştır.
ilk; hatırlanır mı bilmem “deli dana” ile başladı bu serüven… ardından kuş gribi…ardından katil keneler… ardından domuz giribi, sürekli laboratuvar ortamında geliştirilen ve insanların üzerine salınan virüslerden başka birşey olmadığını düşünüyorum..
Neden mi böyle düşünüyorum? nedeni köylere, evin yaşlılarınayada kendi çocukluğuma dayanıyor: mesela ben çocukken kedinin köpeğin üzerinde ne kadar kene var bir güzel kendi ellerimle ayıklar üstüne iki tırnağımın arasına alır ezerdim hayvanlarımı rahat bırakın diye, şimdiyse nerdeyse tarlaya bahçeye giremiyoruz. Aile büyüklerine yada çiftçi ailelere köylülere sorduğumuz zaman kimi zaman tüm tavukların öldüğünü ancak o ölen tavukları elleriyle alıp kaç defa gömdüklerini anlatan insanlarla dolu benim çevrem yada ağır şiddette grip geçiren insanlarla dolu ..Ama nasıl oluyorsa pat diye Amerikanın bilmem ne eyaletinde birşeyler oluyor ve hastalıklar yayılıyor… öyleki benim ülkeme kadar geliyor ve gencecik insanlarım ölüyor.
Tüm iletişim kanalları başlıyor anlatmaya aman efendim dezenfektenler kullanın, havlu kullanmayın, kağıt havlu kullanın, kimseyle tokalaşmayın, şöyle yapmayın böyle yapmayın…
…ve nerdeyse kişisel hijyen ürünlerin üretim kapasitesi birden havalara zıplıyor. Fabrikalar hatta merdiven altı şirketler çalışmaya ve ardından bu ürünlerden satmaya başlıyor; hangimizin evinde yok ki?
yada alışveriş merkezlerinde alınan ürünlere bir bakın?
sizde de soru işareti uyandırmıyor mu?
yada insanları bu şekilde sosyallikten uzak varlıklar haline getirmiyorlar mı?
yada seni beni bu tür sağlık haberleriyle meşgul etmiyorlar mı ki o kadar zam yapılıyor yönetmelikler çıkıyor?
Hazır yönetmelikler çıkıyor demişken yeni yönetmeliğimiz vatana millete hayırlı olsun… tabi artık genetiği bozulmamış vatandaş kalırsa ortada
Yine dönüyoruz dolaşıyoruz kamu oteritesine ,devlete geliyoruz evet böyle ürünler olabilir bu vahşi piyasa ortamında herkes herşeyi üretebilir pazarlayabilir de ancak ülkeye sokup sokmamak sana; yani devlete kalmıştır.
Devletler neden olur aynı toprak parçası üzerinde yaşayan ulusun ortak çıkarını gütmek, sağlığını, eğitimini güvenliğini ve karın tokluğunu ve dış güçlere karşı vatandaşını korumak için… bu daha çoğaltılabilir…
Peki biz ne yapıyoruz? Devletce daha ne kadar zararlı mamül var ohhh içeri sokuyoruz yesin milletim diye…
Ben yine düşünüyorum neden neden neden?
yahu herkes bizden birşeyler alma peşindeyken suladığımız toprak bereket fşkırırken neden?
Şöyle düşünüyorum acaba farklı bir yerlerde olsaydım ve karşıdan Türkiye ye baksaydım neler düşünürdüm eğer ben merkeziyetçi bir ülkede yaşasaydım önce bu ülkeyi küçük küçük parçalara böler, kendi içinde yıkar ve o milleti kısırlaştırırdım yani soykırım yapardım ama nasıl yapabilirim insan hakları var halk buna nasıl izin verir halkı aç bırakırım yada yiyecek maddelerinin dna sını değiştiririm kadınlardan çocuklardan başlarım ki doğurganlıkları gitsin soyları kurusun zaten bölmüştüm yok da ettim artık benimdir. istersem sömürge olarak kullanırım istersem de topraklarına bir güzel konarım…
Yada tarım ürünlerinin genlerini öyle bir değiştiririm ki oradaki insanların genetiğini bozarım tiplerini değiştiririm hepsini düşünmeyen sadece yemek yemeği düşünen obez insanlar yaparım yada hepsini kendime benzetirim
Ara not: zaten 16-17 yaşındaki kızlarımız 35 yaşındaki kadın gibi delikanlılarımız madde bağımlısı alkolikler gibi durmuyorlar mı?
Peki ne yapmalıyız?
Aç gezmeyeceğimize göre; tüketici hakları var bu ülkede, yada henüz yasa olmayan bu maddenin yönetmelikten kalkmaıs için imza kampanyaları yapabiliriz …Herşey mümkün sadece birlik olalım çünkü sağlığın Türkü Kürdü Lazı Çerkezi Ermenisi yok… en azından kavga edebilecek kadar sağlıklı nesiller bırakmamız için bu konunun üzerinde herşeyden fazla durmalıyız…
Birden bire türeyen hastalıklar,garip garip hayvanlar yada gıdalara karşı uyanık olmalıyız; şuan ne yapıldığına bakıldığı zaman sadece para için olsa bir yere kadar anlayabileceğim ama ülkenin bireylerini hastalıklı ve dışa bağımlı insanlar olarak yetiştirmeye dur demeliyiz…







