Gazete Muhakeme

Hep beraber…doğru ile yanlışı ayırmak için

Maziyi ‘Mum’la aratanlar…

Posted by Tuğra Şahiner On Kasım - 12 - 2009

Hayatta en tiksindiklerimin arasında, tutunamayacağı dalı olduğundan, yada “tüm çevresini okuyup öz tarihini kötülemekle kazanacağına inanan” yeni nesil liberal demokrat tipler ilk sıralarda gelir.

Bu gibi kimseler öncelikle kesin özgürlükçü ve anti-nasyonalist yaklaşımlarda bulunarak, sahip olduğu bilinç ve entellektüalite son derece yüksek olduğundan, sahip olduğu bu kaliteyi, sahip olmayanların neden sahip olmadığına üzülerek geçirir ve içinde bulunduğu düzenin temel sorumlusu olarak gördüğü devleti, daha da ötesi o otoriteyi kuranları ve daha da ötesi “yanlışlıkla” içinde doğmuş olduğu kitleyi suçlayarak: “Olmaması gerekir, yanlıştır…’Ne mutlu Türküm diyene’ demek ırkçılıktır” yaklaşımında bulunmakta ısrar ederler.

Gerçekten de çok okumuşlardır, o kadar ki, zamanın büyük, gerçekten büyük yazarlarına da sahip çıkarlar…onlar için söylemleri önemli değildir Uğur Mumcuların, Abdi İpekçilerin…bu büyük isimler ‘onlar’ için de okunası yazarlardır. Çünkü cidden geniş kitleleri sokağa dökmüştür bu yazarlar ve geçmişte geniş kitleleri peşinde sürükleyenler “tartışılmaz”. Hele ki darbe zamanlarına denk geldiği halde bu yazarlar bu kitleleri peşlerinden sürüklemişlerse; vardır bir bildikleri…

Gerçekten de çok okumuşlardır, ancak bilgilerini kötüye kullanırlar…
Kendi ailesinin, kardeşinin, sevdiğinin, annesinin, babasının çıkarlarını korumak yerine… yapılanları yakın çevreme faydası dokunuyor mu diyerek görmek yerine… yakın çevresini malesef ki düşünmeyen o diğer “tüm insanlık” adına çalıştıklarını belirtirler.

Öyle ki kimisi “Cumhuriyet” bayramını yazı yazabilmelerini sağlayan “Cumhuriyet” için ‘kutlu olsun’ dahi diyemediklerinden manşetine bile taşımaz…Cumhuriyet bayramında: Konusu “Cumhuriyet” olan tek yazı olarak “Gençliğe hitabe” ‘nin küstahça değiştirilmiş versiyonu vardır gereksiz bir köşede.

Ata’mın daha ölüm yıldönümü gelmeden kemiklerini sızlatırlar…

Yapılan yolsuzluklardan,
Zamanında bizi mahkum eden enerji antlaşmalarından,
İki kuruş ÖTV indirimi yapılırken %10 Elektrik zammının sanayiyi nasıl etkileyeceğinden,
Sınır mayınlarını kimin temizleyeceğinden,
Tabiri caiz “Blue Book” ‘un ne olduğundan,

konuşacaklarına…

Boş konuşurlar.

Velasıl kelam buyrun, eskilerden…

_________________________________________________________________________________

“‘Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye’ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi’nde 24 Nisan tarihinin ‘Soykırım Günü’ olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa’da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor.

Aynı günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor. Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararası terörden söz edebiliyor.

24 Nisan tarihi, soykırım günü olarak ilan edilecekmiş… Sanki ABD, Vietnam’daki, Fransa da Cezayir’deki insanlık suçlarını unutturdular. Sanki ABD yönetimi, Şili’de halk oyuyla seçilmiş Devlet Başkanı Allende’nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç anımsanmayacağını sanıyor. Sanki ABD’nin Grenada’ya, daha dün kadar yakın bir zamanda Fransa’nın Çad’a asker göndermesinin hiç ama hiç akla gelmeyeceği düşünülüyor.

Ermeni olayını, bugün için uluslararası terörün bir parçası olarak görüyor ve bunun için bütün devletleri ortak bir savaşa çağırıyoruz.

Yok eğer, Ermeni sorununun dünü, önceki günü karıştırılırsa, ABD’li dostlarımız bundan hiç hoşnut kalmazlar. İsterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satır başlarını aralayalım:

İngiliz Kraliyet Matbaası tarafından basılan, 1.Dünya Savaşı ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafından Türkçe’ye çevrilmiş, önce Doğan Avcıoğlu’nun yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmış, daha sonra kitap olarak basılmıştır. İkinci basımı Çağdaş Yayınları tarafından yapılan ‘İngiliz Belgeleriyle Türkiye’ kitabında, 1. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin ABD’lilerce nasıl desteklenip kışkırtıldığını gösteren belgelere yer verilmiştir. Okuyalım:

Gizli Belge No: 492, Sayfa: 735

Amiral Webb’den Lord Curzon’a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı:

‘…ABD, Trabzon ve Erzurum’u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek. Geri kalan 4 ili de bir Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor.’

Gizli Belge No. 46, Sayfa: 60

5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay’in Washington’dan Lord Curzon’a yazdığı yazı:

‘ABD Senatosu Ermenistan’ın mandası için görüştü. 5 yılda 757 milyon dolar verecekler. Başlangıçta 50 bin kişilik ordu yollanacak, daha sonra 200 bin kişiye çıkacak. ABD kuvvetlerinin başına General James G. Harbord getirilecek. Ayrıca bütün Türkiye’nin mandası için de görüşmeler sürmektedir.’

Gizli Belge No: 63, Sayfa: 71

16 Mayıs 1920 günü Sir A. Geddes’in Lord Curzon’a yazdığı yazı:

ABD hükümeti, Ermenistan’ın Adana da dahil korunmasını istiyor. Silah, cephane, demiryolu ve her türlü malzemeyi buraya sevk edecekler. Boşaltım, Karadeniz limanlarında ABD bahriyesi tarafından ve ABD donanmasının himayesinde yapılacak. Türklerin yapacağı en ufak bir hareket ABD’liler tarafından bastırılacaktır.

Bu belgeler bugün ABD Kongresi’nde 24 Nisan tarihini ‘Soykırım Günü’ olarak ilan etmek isteyenlerin amaçlarını olduğu kadar, ABD’nin Lozan Barış Antlaşması’na niçin imza koymadığını da anlatmaya yetmektedir.

24 Nisan tarihini soykırım günü ilan edip, Ermeni terör örgütlerine destek olan ABD Kongre üyeleri, 1920′lerde, topraklarımız üzerinde Ermeni devleti kurmak isteyen ABD’lilerin torunlarıdır. Bizler de bunlara karşı Kuvay-ı Milliyeçilerin torunları olduğumuzu kanıtlamak zorundayız.

‘Milliyetcilik’ budur, neredesiniz efendiler, beyler, beyzadeler, hanımefendiler? Budur, budur, budur işte…’

Uğur MUMCU
1 Nisan 1984

ayrıca bknz: Uğur Mumcu, kitap: “Devrimci ve Demokrat”
_____________________________________________________________________________

Ne yalan söyleyeyim ben de şans eseri denk geldim bu güzel yazıya.
Özdemir İnce’ye teşekkürü bir borç bilirim, bu yazıyı 21 yıl sonra 2005′te köşesine taşımış ve zaten kendisi de sormuş:

“Uğur Mumcu’nun ‘Neredesiniz?’ diye seslendiği kimseler kimlerdi acaba? Belki de günümüz İkinci Cumhuriyetçilerinin, Neoliberallerinin yirmi yıl önceki taze halleriydi…”

Bu gizli belgelerin yazıldığı yıllardan bizleri sağ salim çıkaran, ve bu günlerde aydın – liboş geçinen demokrasi maymunları* ‘na söz söyleme şansı tanıyan;

başta Mustafa Kemal ATATÜRK ve sonsuz sayıdaki şehidimizin ruhu şad olsun.
Hepsine Allah Rahmet Eylesin.

Saygılarımla,

* kendisini her ne kadar çok sevmesem de, eskiden kalma bir sempatim vardır. “Demokrasi maymunları” lafı Fatih Altaylı’dan alıntıdır.

Dip Not: Bir de…konuşan adam “kaynak verir”. Bu aydın-liboş demokrasi maymunları ‘nın verdikleri kaynaklar hep kendi kitaplarıdır…veya asla “kaynak göstererek yayımcıyı rencide etme cürretini” kendilerinde bulmazlar. Bknz: Taraf Gazetesi…

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • Google Bookmarks

Leave a Reply

Sponsors

About Me

There is something about me..

Twitter

    Photos

    Activate the Flickrss plugin to see the image thumbnails!